Daha önceki başlıklarda göl etkisi yağışlarının siklonik etkenlerde gelişen yağışlara oranla oldukça sığ yapıda olduklarını, fakat deniz etkisi ile göl etkisini birbirinden ayıran en önemli farkın deniz etkisinin zaman zaman sığlık durumunu çok rahat biçimde aşabileceğini söylemiştim.

Bu konuyla ilgili önceki tartışmayı şuradan okuyabilirsiniz.

Sığlık durumunun aşılması ile Türkiye’de deniz etkisi yağışları karaların iç kesimlerine kadar uygun şartlarda sürüklenebilmektedir. 4 Mart 2012’de bunun tipik bir örneğine şahit olduk.

Aşağıda Ankara’nın 4 Mart 2012’ye ait balon ölçüm sonuçları var.
Temp sonucuna göre tepe enverziyonu 676 mb seviyesinde (3.205 metrede) başlıyor. Bu deniz etkisi ile gelişen bulutların tepe sınırı olarak kabul edilebilir.
Zonguldak’da 6 derece ölçülen deniz suyu ve 850 mb sıcaklık verileri ile deniz etkisi yağışları açısından birbirine uygun durumda:
3205 metreye dikey olarak gelişebilen ve termodinamik konveksiyon ile de beslenen bulutlar çok rahat Batı Karadeniz’deki dağları geçerek Ankara’ya ulaşabilir, rüzgâr yönü de uygun:
Graupel oluşumuna koşullar da var.

Zonguldak Radarı

Ankara Radarı

Diğer analiz verileri de şu şekilde:
Yoğunlaşma depresyonu Batı Karadeniz’in iç kesimlerinde oldukça düşük, bunu dağların orografik yükseltmesine bağlayabiliriz.
4 Mart 2012 -12Z yer basınç haritasına göre Ankara üzerinde bir alçak basınç alanı yok.
700 mb nispi nem oranın Samsun, İstanbul ve Ankara temp sonuçlarındaki tepe enverziyonu ile uyumlu olduğunu düşünüyorum.

Pozitif Girdap Adveksiyonu da dikey hava hareketini destekleyen, kümüliform bulutların gelişimini olumlu etkileyen bir faktör, nitekim 4 Mart 2012’de Batı Karadaniz’den Konya’ya kadar uzanan pozitif bir alan görmekteyiz.

4 Mart 2012 Gecesi Radar Verileri ve Temp Sonuçları

3 kilometre yüksekliğe erişen bulutlar gündüz gözlenen örneklerde de olduğu yine Batı Karadeniz’deki dağları rahalıkla aşabiliyor.

Mehmet Can Tanyeri (White Fox)