Zonguldak’ta 26 Mart 2012 öğle saatlerine doğru soğuk deniz üstünde yetkili makamlarca tahmin edilmeyen kümülonimbuslar belirdi sahil kesimini vurdu. Bu başlık altında bu kümülonimbusların nasıl oluştuğuna ilişkin bir tartışma  niteliğinde olsun diyerek açıyorum, bilgisine güvenen herkesi tartışmaya bekliyorum.
Konumuz Zonguldak’ta kümülonimbuslarının kaynağının ne olduğu ve tanımlanması sorunsalı….
Genel olarak konvektif bir hücrenin tam olarak nerede tomurcuklanacağının tespiti operasyonel olarak oldukça güç bir iş, hele ki hava parseli yer seviyesinden değil de yukarı da bir seviyeden itibaren yükselmeye başlıyorsa durum daha da karmaşık bir hal alıyor.Çünkü bu sefer yer seviyesine göre hesaplanan parametreler (lifted indeks, CAPE gibi) çalışmıyor. Ama bu indeksleri o istenilen bir seviyeden hesaplatmak da mümkün..

Samsun’a 26 Mart 2012 00Z RAOB sonucu aşağıdaki gibi:

Deniz kenarında olan Samsun’da Mart ayında hayliyle soğuk olan Karadeniz’in etkisi ile güçlü bir enverziyon oluşmuş ve yer sevitesinde (1015 mb) sıcaklık sadece 3.4 derece iken, yaklaşık 500 metre yukarıda (956 mb) hava sıcaklıklığı yaklaşık olarak 13 derece ve 850 mb seviyesin 7 dereceye yakın ölçülmüş. Yer seviyesinde enverziyondan dolayı hava kararlı ve doğal olarak konvektif potansiyel enerji yok ve lifted indeks 14 derece, ama 850 mb seviyesinden hesaplama yapıldığında lifted indeks 1’e kadar düşüyor.  Bu temp sonucuna göre her şekilde konvektif hareket gözlemlenemez ancak üst seviyelerin yere oranla daha az kararlı olduğu anlaşılıyor.

26 Mart 2012 12z İstanbul RAOB sonucu da aşağıdaki gibi:

İstanbul’un balon ölçümü tam Karadeniz kıyısında ölçülmüyor. (Daha karasal ısınmanın etkisinde bulunabilecek Göztepe’de yapılıyor)
Bu nedenle enverziyon gündüz karasal ısınmaya bağlı olarak rüzgarın soğuk denizden esmesine karşın Samsun’daki baskın değil (967 mb-949 arasında çok sığ bir tabaka da görülüyor. )

Bu sığ enverziyonun oluşturduğu CAP alanından itibaren dikey sıcaklık düşüşü, CAP alanınından önceki kadar ivmeli olmadığı için yer seviyesinden parsel yukarı doğru yükselemiyor. Bu nedenle sağ tarafa yer bazlı CAPE değeri sıfır gösteriliyor.

Genel olarak yukarıdaki diyagramda rüzgar yönlerine bağlı olarak dikey sıcaklık düşüşünün hızında da farklılık oluştuğu görülüyor. 800-900 mb arasında rüzgarın batıdan esmesi o tabakadaki sıcaklık dikey sıcaklık düşüşünü yavaşlatmış. [ Bunu kırmızı çevresel sıcaklık çizgisi sağa doğru şişmiş gibi durmasıdan çıkarıyoruz. ]

Bir skew-t diyagramda sıcaklık eğrisi sağa doğru meyillenme kararsızlığın da bir göstergesidir. Nitekim yine 850 mb seviyesinden hesaplanan 57 j CAPE bunun bir kanıtı niteliğinde… yani yer seviyesinden başlamayan konveksiyon olmadığı için yukarı seviye konveksiyonu elevated convection niteliğinde bir durum…

Benim elevated convection konusunda şahsi yaklaşımım, yukarı seviye konveksiyonları iki türlüdür: termodinamik’te olabilirler, dinamikte olabilirler. Sıcaklığa bağlı olarak yükselebiliyorsa termodinamiktir.  Eğer jet akımları, vortisite, izentropik yükselme gibi dinamik unsurların etkisinde hava parseli yükselmeye zorlanıyorsa dinamik konveksiyon söz konusudur.

Yukarı seviye konveksiyonu; dinamik konveksiyon mudur yoksa termodinamik konveksiyon mudur meselesi hakkında daha evvel  bir kaç kişi ile daha önce tartıştım.  🙂

İşte bugün büyük bir iştahla  bugün dinamik  unsurların pek zayıf kaldığı bir durum üzerinden bu tartışmayı yeniden ateşliyorum.

Tartışmada inceleyeceğimiz oluşumun radar görüntüsü aşağıdaki gibidir.  Zonguldak’taki bu yağışı elevated convection çerçevesinde tartışmaya  açıyorum.

Daha önce MGM tahmin analiz şubesini ziyaret ettiğim de Türkiye’nin ilk radarlarından olan Zonguldak radarının ekoları düşük gösterdiğini öğrenmiştim. Bu nedenle radarın kütleleri yeşil göstermesine aldanmayın oluşan kütle bir kümülonimbus ve bulut yüksekliğinin 3 km net yükseldiğini yukarıda cetveli olmayan dikey kesitten anlıyoruz. Burada o saate ait, MGM’nin Türkiye son durum haritası var.

Aşağıdaki de bu radar görüntülerini kaydettiğim sırada ayrıca kaydettiğim şimşek haritası:

Başlayalım incelemeye:  🙂

Eee? Cephe var, soğuk giriyor kuzeyden. Gayet normal yani. ”  diyerek bu kümülonimbusları cepheye bağlayabilirsiniz.  😛

Türkiye’ye 26 Aralık 2012’de Karadeniz üzerinden gerçekten de bir soğuk cephe giriyor. Bunu 850 mb adveksiyon, eşdeğer 850 mb sıcaklığı ve 700 mb nispi nem haritasından anlayabiliyoruz. Ama benim o yağışın doğrudan cephe olduğundan ciddi şüphelerim var. hemen açıklayayım:

Birincisi soğuk adveksiyon pek kuzeyde kalmış. Modele göre soğuk cephe 10:00Z’de Zonguldak üzerinde olduğunu söylemek güç…

Soğuk cephe geçerken arkasındaki havanın nem oranı azalacağına ve olduğu yerde nem oranı fazla olacağına göre 700 mb nispi nem haritasına göre de cephe 09:00 model çıktısında Zonguldak’ın bir hayli kuzeyinde kalıyor. Aşağıdaki haritayı basitçe yorumlayacak olursam Rusya’nın Soçi kentinden Bulgaritan’ın kuzeydeki Karadeniz sahillerine uzanan potansiyel bir soğuk cephe, Kazakistan sınırından başlayıp Moskova’ya doğru büküm yapan ve Ukrayna’nın kuzeyine uzanan bir oklüzyon ve Hazar denizinin kuzeyinde sıcak cephe var derim. 🙂

MGM’nin 12Z yer kartı analizi de aşağıdaki gibidir. Oklüzyonu benim yukarıdaki 09:00Z nem haritası yorumuma göre çok farklı bir yere koymuşlar yine de soğuk cephenin Soçi’den geçtiği konusunda hep fikir sayılırız.

Burada da Hollanda Kraliyet Meteoroloji Enstitüsünün 12Z analizi var. Oklüzyonun büküm şekli benim 09:00Z tarifimdekine benziyor. 🙂

Bir de Metoffice’i vereyim:

Model verilerinde ve analizlere göre, 07:00Z – 10:00Z zaman aralığında Zonguldak’ta görülen kümülonimbusların doğrudan cephe etkisinde oluştuğunu söylememiz güç çünkü cephe o sırada çok kuzeyde kalıyor.

Hatta uydu görüntüsünde de cepheye bağlı olarak oluşan bulut bantınının daha kuzeyde kaldığını ve elevated convection olarak düşündüğüm ve inceleme konusu olan bulut bantının kuzeydeki cephenin(cephesel bantın) 130-160 km güneyinde oluştuğunu görüyoruz. Yani burada iki tane belirgin bulut bantı var.

Cephe tezini savunanların ve savunacak olanların bir cephede neden arada boşluk oluşurve neden güneydeki bant da bir eğer o da cepheyse arkasında niçin soğuk adevksiyon yok buna açıklık kazandırmalarını bekliyorum.

Aşağıdaki birleşik uydu görüntüsünde Karadeniz’de ekosu daha düşük olan ve daha toplu halde görülen soğuk cephe görülüyor. Anadolu yarımadasında görülen bütün yağışlar da termodinamik konvektif oluşumlar (Ankara’da 12 tempinde lifted indeks -2 idi) …

O saatte ayrıca Zonguldak’ta jet akımı yok.
12 Z GFS analizinde vortisite Zonguldak üzerinde ayrıca negatif:

Şu şartlarda Zonguldak’ta dinamik konveksiyon var demek ne kadar doğru olur ? Zaten cephe orda olmadığı için izentropik yükselme de yok! ? Dinamik konveksiyonun hiçbir unsuru Zonguldak’ta o saatte yoktu.

Tartışmasız bir elevated convection çünkü Zonguldak’ta kümülonimbus oluştuğu saatler için hiç bir model yer bazlı bir kararsızlık görmüyordu ve 12Z CAPE analizinde Karadeniz’de ve Zonguldak’ta pozitif CAPE yok. Ayrıca 26 Mart 2012 12Z ait yer seviyesinden hesaplanan lifted indeks verileri; GFS, NAE [mavi yazının üstene tıklayın] havayı kararlı gösteriyor.

Bu yağışı tek açıklayan durum sıcaklığa bağlı olarak hava parselinin yukarıda bir seviyeden yükselmesidir tek başına dikey sıcaklık profilidir. Yukarıdaki(850 mb dolayları) parselin sıcaklığa bağlı olduğu için termodinamik nitelendirmesini uygun görüyorum çünkü dinamik konveksiyonun izentropik yükselme, vortisite, jet etkisi gibi unsurlarını ikna edici ölçüde taşımıyor.  Taşıdığını düşünüyorsanız lütfen paylaşın…

ÜZERİNDE DÜŞÜNÜLECEK BİR NOKTA:
Termodinamik konveksiyonun literatürdeki tarifine göre hava parselinin yer seviyesinden veya yere yakın bir noktadan itibaren yüklemesi gerekli, peki bu “yere yakınlık” mesafe olarak nedir ? Ya da termodinamik konveksiyon aşağı seviyedeki kararsızlık low level instability ile sınırlı tutuluyorsa bu seviyenin üst sınırı acaba nedir ? Bu hususta, 26 Mart 2012’de Zonguldak’ta 850 mb seviyesinin deniz seviyesinden yükseliği model verilerine göre 1480 metreydi ve Zonguldak’taki kümülonimbusların 850 mb civarındaki kararsız parselden kaynaklandığını (statik kararsızlık) İstanbul tempine dayanarak söyleyecek olursak, bu 1480 metre de yer seviyesine yakın sayılır mı ?   Yer seviyesine yakınlıktan  söz edililerken yakın olmanın standart mesafesinin tanımlanmaması öğretideki bir boşluk değil midir, tanımın ucu açık değil midir ?

MEHMET CAN TANYERİ